Sayfalar

CIA ajanları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
CIA ajanları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ağustos 2013 Çarşamba

"Tayyip'i kullanın. Deliğe süpürmeyin. Amerika'da ve Avrupa'da ondan yararlanın." - Cüneyd Zapsu

ak parti genel başkanı, başbakan, CIA ajanları, cüneyd zapsu, gerçek, gerçekleri, kimdir, recep tayyip erdoğan, sabetayistler

ZAPSU'NUN TEYP DEŞİFRESİ:
''KULLANIN''

AKP yetkililerinin yalanlama çabalarına karşılık, Washington'daki toplantının teyp kayıtları, Cüneyd Zapsu'nun Başbakan Erdoğan için Amerikalılara iki defa "use..." (kullanın) dediğini ortaya koyuyor

HABER MERKEZİ


Milliyet Washington muhabiri Yasemin Çongar'ın geçen cuma günü gazetemizin manşetinde yer alan "ABD'de Hamas Kavgası" başlıklı haberi, Türkiye'nin siyasi gündeminin en önemli tartışma konularından biri haline geldi.
Çongar, bu haberinde AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın özel danışmanı Cüneyd Zapsu'nun Washington'daki American Enterprise Institute adlı araştırma kuruluşunda (think tank) Amerikalılarla yaptıkları tartışmaları aktarıyordu.

Haberin en çok hassasiyet yaratan noktalarından biri, Zapsu'nun Başbakan Erdoğan'ı kastederek, Amerikan tarafına "Bu adamı kullanın" dediğini aktaran bölümdü.
Zapsu'nun bu sözleri önceki akşam AKP'nin Merkez Yürütme Kurulu toplantısında da ele alındı. Milliyet AKP muhabiri Abdullah Karakuş'un aktardığına göre, toplantıya katılan Şaban Dişli, konuyu haberleştiren gazetecilerin çeviri hatası yaptıklarını söyledi. Dişli, "Erdoğan'ın tüm dünyada kredibilitesi var, kredibilitesini kullanın dedik; Erdoğan'ı kullanın demedik" şeklinde konuştu.
Milliyet, bu konuda herhangi bir yanlış anlamaya yer vermemek üzere Washington muhabiri Yasemin Çongar'ın elindeki teyp kaydından Zapsu'nun bu konudaki sözlerinin İngilizce orijinali ile Türkçe çevirisini okurlarınının dikkatine getiriyor:

'Onu sömürün' de dedi mi?
Zapsu, konuşmasında Amerikalıların Erdoğan'ı "kullanmaları" anlamına gelen sözler sarf ederken, önce İngilizce "kullanma" fiiline kıyasla daha ağır bir anlam içeren "exploit" sözcüğünü kullanıyor, ancak bunun yanlış olacağını hemen fark ederek düzeltiyor. 
Redhouse Sözlüğü, exploit sözcüğüne Türkçe şu karşılıkları veriyor: "Sömürmek, istismar etmek, kendi çıkarına kullanmak, istifade etmek."

İNGİLİZCE TEYP KAYDI:



This man is an honest man. And he has his own beliefs and he is true to his beliefs. Please try to... I'd say "exploit" is a bad word, but kullanmak or use... (Zapsu burada Türkçe kullanmak sözcüğünü telaffuz ediyor ve İngilizce nasıl denir anlamında dinleyicilere bakıyor ve bir Türk dinleyicinin hatırlatması üzerine sözlerine devam ediyor) take advantage of this man. Because this person has so much credibility, because of his own beliefs in the Muslim world and he believes in the Western style democracy. I think instead of pushing him down, putting him to the drain, use... Here and in Europe you should take advantage of that. This is my offer...

TÜRKÇE ÇEVİRİSİ

Bu adam dürüst bir adam. Kendi inançlarına sahip ve bu inançlarında samimi. Lütfen şunu yapmaya çalışın... "Sömürmek" kötü bir kelime, ama kullanmak... Bu adamdan yararlanın. Çünkü bu kişinin çok itibarı var, hem kendi inançları nedeniyle Müslüman dünyasında, hem de Batı tipi demokrasiye inanıyor. Bence onu devirmeye çalışmak, delikten aşağı koymak yerine onu kullanın... Burada ve Avrupa'da bundan yararlanmalısınız. Teklifim budur.

Kaynak: Milliyet

Suriye Müftüsü Recep Tayyip Erdoğan'ın ve Suriye sorununun gerçek yüzünü gözler önüne serdi


arap baharı, bop, büyük israil projesi, CIA ajanları, gerçek, gerçekleri, özgür suriye ordusu, recep tayyip erdoğan, suriye müftüsü, suriye sorunu

BAKIN NELER DİYOR SURİYE BAŞ MÜFTÜSÜ 


“Erdoğan’a şunu hatırlatmak istiyorum. Kendisiyle iki defa toplantıya katıldım. İlk olarak İstanbul Belediye Başkanı iken Hz. Muhammed’in kabri başında. Daha sonra da bundan 3 yıl önce başbakanken Ankara’daki Kocatepe Camisi’nde birlikte namaz kıldık. O zaman çok uzun bir süre de görüşme imkânı olmuştu. Kendisi Beşar Esad ve ailesiyle ilgili birçok iltifatta bulunmuştu. Ve bana dönerek şunu söylemişti:

“Arap Baharı denilen bu dalgalar nedeniyle Suriye için çok korkuyorum.”

Bu uyarısı için kendisine teşekkür ettim. Özellikle Suriye’ye gösterdiği ilgi ve ziyaretler için tekrar kendisine şükranlarımı sundum.

Suriye’ye döndükten sonra Erdoğan ile gerçekleştirdiğimiz konuşmayı Beşar Esad’a da ilettim. Bugün Türkiye Başbakanı Erdoğan’a ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu’na şunu söylüyorum:

“Kıyamet günü Allah’ın huzuruna hep birlikte çıkacağız. Orada ben şunu söyleyeceğim. “Senin ülkenden gelen teröristler benim çocuğumu ve kırk bin masum Suriye vatandaşını katlederek senin yanına döndüler. Neden tüm bu olaylara izin verdiniz? Biliyorsunuz ki Peygamberimiz “komşunuza iyi davranın” diye buyurdu.
Suriye’de bu ateşi yakanlar bilsin ki bu ateşin korları onları da yakacaktır.”


Müftü Hassun daha sonra gözyaşları içinde konuşmasına şöyle devam etti:


“Benim çocuğumu neden katlettiklerini de açıklayayım.

Benden Suriye’den ayrılmam istendi. Ülkemden ayrılıp mevcut siyasi sisteme karşı olduğumu beyan etmemi istediler.

Özellikle Ürdün ve Suudi Arabistan’dan bazı isimler beni arayıp bir an önce ülkeyi terk etmem gerektiğini söylediler. Ben de onlara ülkeyi terk etmek yerine yöneticilerle muhalifler arasında köprü görevi görmem konusunda yardımcı olmayı önerdim. Fakat onlar benim bu tavrımı sistem yanlısı olmak şeklinde ilan ettiler.

Ve buna cevap olarak da çocuğumu katlettiler. Ardından insanlara çocuğumu Suriye devletinin katlettiğini anlattılar.

Bütün bunlar olurken çocuğumun katili olan iki kişi yakalandı. Ve ben bir toplantıda onlarla birlikte oldum. Sadece benim çocuğumu değil o saldırıda 15 insanımızı da katlettiler. Onlara “neden yaptınız bu işi?” diye sordum. “Bize dışardan böyle bir emir geldi” dediler. Ben kendi adıma onları affettim. Türkiye’deki kardeşlerime lütfen anlatın; Suriye’de işte bunlar yaşanıyor.”



Kaynak: (Yol TV’den Fuat Ateş, Lübnan üzerinden Suriye’ye giderek, burada yaşadıklarını ilginç bir belgesel halinde yayınladı. Suriye Müftüsü Ahmet Bedreddin Hassun ile de görüşen muhabir yaptığı mülakatı yayınladı.)

İşte Recep Tayyip Erdoğan'ın Akiller heyeti buna hizmet ediyor; Türkiye ve Kürdistan konfederasyon olacak. Sonra da Büyük İsrail Devleti'ne dahil olacak.

akiller heyeti, büyük israil projesi, büyük ortadoğu projesi, CIA ajanları, gerçek, gerçekleri, kürdistan, kürt sorunu, mossad, recep tayyip erdoğan

Türkiye ve Kürdistan konfederasyon olacak


Hükümet o yıl Kürt açılımına başladığında, eski CHP lideri Deniz Baykal, bunun Amerikan projesi olduğunu savunmuş ve kanıt olarak Phillips’in 2007 ve 2009’da yazdığı 2 raporu göstermişti. Şimdi New York’taki Columbia Üniversitesi’nde İnsan Hakları Çalışma Enstitüsü’nün Barış Oluşturma ve Haklar Programı Direktörü olan Phillips, “Türkiye veIrak Kürdistanı konfederasyon olacak” dedi.

DAVID Phillips, New York’taki Columbia Üniversitesi’nde İnsan Hakları Çalışma Enstitüsü’nün Barış Oluşturma ve Haklar Programı Direktörü. Phillips, Türkiye-Ermenistan arasındaki uzlaşma projesinin de mimarları arasındaydı, hatta bunun için kurulan bir komisyona başkanlık etmişti. David Phillips geçmişte Türkiye’de tartışma konusu olan iki makalesinde ise PKK ile müzakere önermiş, PKK’lıların silahsızlandırılması, dağıtılması ve topluma yeniden entegrasyonu için af dahil bir dizi öneri getirmişti. Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nda uzun süre danışmanlık yapan ve açıklamak istemese de Türkiye’deki sürecin halen tam göbeğinde bulunan Phillips ile 8 Mayıs’ta PKK’lıların Türkiye’den çekilme takvimi başladığı gün konuştuk. Ertesi gün de içeriğini açıklamadığı bir program için Türkiye’ye geçti. Bundan 6 yıl önce Amerikan Dış Politikası Ulusal Komitesi için yazdığı raporda, bugün yaşanan süreci aşama aşama anlatan Phillips’in çarpıcı değerlendirmeleri şöyle:

8 Mayıs’ta başlayan çekilme sürecini nasıl görüyorsunuz?
Çok olumlu bir gelişme. Ancak çekilme sadece bir başlangıçtır. Daha kapsamlı bir barış anlaşması için yüz yüze müzakereye başlanması gerek. Barış sürecinin kapsayıcı olması için bu hem PKK’lıların ‘Silahsızlandırma, Dağıtma ve Yeniden Entegrasyonu’nun (SDYE) hem de af düzenlemesinin detaylarını içermeli. Af düzenlemesi hem PKK savaşçılarını, hem de çatışmalara karışan diğerlerini içermek zorunda. Suça karışmış olabilecek köy korucuları ve güvenlik güçleri mensupları dahil.

Ya PKK’nın lider kadrosu?
Affın bir alternatifi de sığınma. Türkiye’nin dışında yaşayan birçok PKK komutanı var. Onların af koşullarını müzakere etmek zor olabilir. O yüzden onlar için bir seçenek, şu anda yaşadıkları ülkelerden sığınma almak. Çoğu şu anda Irak’ta. Cumhurbaşkanı Talabani de üst düzey PKK komutanları için sığınmaya sıcak baktığını söyledi. Ancak lider kadrolara nerede sığınma verildiği çok önemli değil. Önemli olan, bu kadroların sorunlarının ele alınması ve böylece onların da barış sürecine engel olmaması.

Kime af, kime sığınma olacak?



Bu, müzakere gerektiriyor. Hükümetin tek taraflı olarak karar vereceği bir şey olmamalı bu. İhtilafta üstlendikleri sorumluluklarına göre farklı şekilde muamele görmeliler.


FARKLI SINIFLANDIRILMALI
Bu durumda Karayılan sığınma alacak.
Ben örgütün üst düzey liderlerinin köylerine dönüp Türkiye’de normal bir hayata devam edebileceklerini sanmıyorum. Onlar sığınma kısmına girecektir. Farklı sınıflar var: Örgüte yeni girmiş olan, suç faaliyetine katılmayanlar. Saha operasyonlarında bulunmuş rütbeliler. Üst düzey lider kadro. Hepsi farklı ele alınmalı. İlk gruptaki suça karışmamış olanlar için koşulsuz af. Suça bulaşmış olanlar için ise şartlı af. Üst düzey için de şartlı af ve sığınmanın bir tür kombinasyonu. SDYE bir af içermeli çünkü başka türlü işlemez.

Peki ilk grup, örgüte yeni katılanlar için kriter ne olmalı?
2002. Örgüte son 10 yıl içinde katılmış olanlar buna dahil olabilir.

Irak bu sınırla kalamaz


Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) ve Türkiye yakın bir işbirliği oluşturdu. IKBY, PKK ile görüşmeleri kolaylaştırma konusunda çok yapıcı bir rol üstlendi. Eğer Türkiye ve IKBY bu yönde çalışırsa, ABD sonuç ne olursa olsun destekler. Türkiye ve KBH arasındaki yakınlık istikrâr ve bölgesel refah için olumlu. Bu ABD’nin çıkarına olan bir durum. Ayrıca bu ilişki, Bağdat ile ortaklığı dışlayıcı değil ki. Ben Irak’ın şimdiki sınırlarıyla yaşayacağını hiçbir zaman düşünmedim. Irak Kürdistanı’nın bağımsız olacağına inanıyorum. Bu da, eğer Maliki cepheleşme yaklaşımına devam ederse Irak’ın bir sonraki (2014) parlamento seçimlerinde olur. Başbakan Maliki, Irak’taki tansiyon ve Kürtlere etnik ayrımın sorumlusudur. Böyle devam ederse, Irak’ın bölünmesinin de sorumlusu olacak. Irak politikası ve Maliki’nin yaklaşımın sonucu büyük ihtimalle Irak Kürdistanı adında uluslararası yasal bir statüye sahip, Türkiye tarafından korunan ve Türkiye ile ekonomi, enerji ve güvenlik alanlarında yakın işbirliği içeren konfedere bir yapı olacak.

Akillerle düzenli temastayım
ABD’nin çözüm sürecindeki rolü ne?
Türkiye egemen bir ülke. Akil insanlar uluslararası deneyimleri inceleyip hükümete öneriler sunabilirler. Columbia Üniversitesi de bu sürece yardım etmeye hazır. Türkiye’nin ihtiyaçlarına uygun bilgileri sağlamak için âkil insanlarla işbirliği içinde çalışıyorum. Bu konuda Türk dostlarımla yıllardır temas halindeyim. 2007’de yazdığım raporda tartışılan maddeler, bugün tartışılıyor. Bu maddeleri Türklerle aktif bir biçimde görüşmeyi yıllardır sürdürüyorum. Şu anda da...

Türk hükümet yetkilileriyle mi?
Kimlerle temasta olduğumu açıklamayacağım. Âkil insanlar dahil Türkiye’deki dostlarla düzenli olarak temastayım.

Adnan Menderes ve Recep Tayyip Erdoğan dönemleri arasındaki benzerlikler

adnan menderes, ak parti, CIA ajanları, demokrat parti, gerçekleri, kripto Yahudiler, masonluk, recep tayyip erdoğan, sabetayistler

Hala daha, Tayyip'in neden 300 koruma ile korunduğunu, TSK'daki muhalif paşaların ve medyadaki muhalif gazetecilerin neden Ergenekon bahanesi ile içeriye doldurulduklarını, Yeni Osmanlıcılık söylemlerine kartelin hiç tepki göstermeyip neden bir de destek olduklarını, Mavi Marmara'nın ve Davos'un neden sahnelendiğini anlamayanlarımız kaldı mı aramızda?

ABD ve İsrail'in Tayyip'i iyice yükselterek, Ortadoğu'nun Müslüman halklarına bile kahraman gibi tanıtarak hatta gerekirse halifelik bile kurarak ne denli büyük hesaplar içinde olduklarını anlamayan kaldıysa eğer gidip bir doktora gözüksünler...

Anlayanlar da daha da iyi anlayabilmek için;
- Adnan Menderes ile Tayyip devri arasındaki benzerlikleri,
- Menderes devrinde ABD başkanı Truman'ın Komünizm ile mücadele gereği, hızla Komünizme kayan Türkiye'de dini engellerin kaldırılmasını ve denge kurulmasını emir ettiğini, hatta menderes'den öncede bu niyetle hareket edilmeye başlandığını ve İmam hatipleri İsmet İnönü'nün açtığını,
- O zamanın Türkiye'sinde dini engellerin kaldırılmasında, eşcinsel ve Sabetayist Yahudi Adnan'ın kendi kararının olmadığını,
- Menderes'in baş danışmanı Ahmet Salih Korur'un da aynı Truman gibi üst düzey bir mason olduğunu, maşrık-ı azam olduğunu, Korur'un aslında imkansız olduğu halde yassıada duruşmalarında beraat edip vazifesine, maşrık-ı azamlığa devam ettiğini,
- İçinde bulunduğu şartlar itibari ile Adnan Menderes'in dine yönelik yasakları kaldırmak noktasında istese de başarılı olamayacağını,
- Devrin cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın Siyonist bir Yahudi olduğunu, Osmanlı'yı yıkmak için dağa çıkıp teröristlik yaptığını, Bursa'da Siyon okulunda okuduğunu, kendisi gibi İslam düşmanı İsmet paşa ile husumetinin sadece iç çekişme olduğunu,

- Milletimize şehit diye tanıtılanlardan Fatin Rüştü Zorlu'nun da memleket çapında vurgun, yolsuzluk yapılanması kurmuş bir Sabetaycı olduğunu,
- Menderes devrinde gerçek sebepleri gizlenmiş bunca hareketin, sözde dindar Menderes bahanesi ile hızlandırılarak yapıldığını, bunun için İnönü'nün gücünü kaybetmesine müsaade edildiğini,
- O devirdeki her şeyin, aslında bu günkü gibi Mason ve Yahudi komploları olduğunu,
- Şimdi Tayyip'i de iktidara aynı masonik güçlerin emrindeki ABD'nin getirdiğini, partisinin yedi kollu şamdan olan logosuna kadar her şeyini masonların planlayıp detaylandırdığını,
- Aynı Menderes gibi Tayyip'inde etrafının hep kripto yahudiler, kripto ermeniler, masonlar ve sabetaycılar olduğunu, baş danışmanlarının bile CIA ajanları olduklarını
- Aynı Menderes'te olduğu gibi bir gün, işlerine gelince, bu güç odaklarının Tayyip'inde fişini çekeceklerini

ARAŞTIRMALARI GEREKİR.


| Mehmet Fahri Sertkaya
AkademiDergisi.com

CIA ve MOSSAD İslami Hizmetlere ve Siyasal İslam'a Sızdı mı?

recep tayyip erdoğan CIA mossad kripto yahudiler
recep tayyip erdoğan CIA mossad kripto yahudiler

Soru şudur: Türkiye'de İslamî/İslamcı hareketin içine CIA, Mossad ve başka istihbarat teşkilatları girmiş midir?

Zerre kadar aklı, irfanı, vicdanı olan bir kimse bu soruya "Hayır girmemiştir!" cevabını vermez.

Türkiye'de güçlü bir İslamcılık akımı ve hareketi olsun da bunun içine CIA ve Mossad girmesin, böyle bir şey düşünülebilir mi, mümkün müdür?

İnsanın elinde tek bir delil, tek bir karine olmasa bile bu soruya "Mutlaka girmiştir..." cevabını vermesi gerekir.

Çünkü, dünyanın en güçlü, kolları her yana ulaşmış, her deliğe girmiş iki canavar istihbarat teşkilatı olan CIA ve Mossad ülkemizdeki İslamî/İslamcılık hareketini bilmek, yönlendirmek, kullanmak, âlet etmek isteyecektir. Eşyanın tabiatı böyledir.

ABD'nin ve İsrail'in bugün en korktuğu güç İslam'dır.

Müslümanların birleşmesi.

Güçlenmesi.

İslam'ı hakim kılmak için elbirliğiyle çalışması Amerikan emperyalizminin ve İsrail devletinin sonu olur.

İslam'ın ve Müslümanların başarısız olması için neler yapmalıdırlar?


El Kaide terör örgütü değil miydi Recep Tayyip Erdoğan?

recep tayyip erdoğan el kaide muhalifler özgür suriye ordusu
recep tayyip erdoğan el kaide muhalifler özgür suriye ordusu

Hani el Kaide terör örgütüydü?

- Hani bunlar ABD'de ikiz kuleleri vurmuşlardı?
- Hani bunlar İstanbul'da sinagogları ve HSBC'yi vurmuşlardı?
- Hani bunlar hem devletimizin hem hukukçularımızın, hem basınımızın gözünde cani ve teröristlerdi?


Peki ne değişti de biz bunlarla can ciğer kuzu sarması olduk?

Bu güne değin en çok tıklanılanlar